Antioksidanların Yararlı Etkileri

İnsan vücudu kusursuz bir denge halinde çalışan mükemmel bir makinedir.

Hemen her işleyişinin düzenli bir şekilde yürütülmesi için de çeşitli maddelere gereksinim duymaktadır. Tabii bunun yukarıda da bahsettiğimiz gibi denge durumunda olması şarttır.

Bu anlamda vücudumuzun etkili bir şekilde çalışabilmesi için hali hazırda zararlı olduğu bilenen serbest radikallere de ihtiyacı vardır, fakat sahip olduğumuz sistem çalışma dinamiği içerisinde onları bertaraf edici mekanizmalara sahiptir. Lakin bazı zamanlarda stres, sigara içimi, alkol, güneş ışığı, kirlilik ve diğer faktörler tarafından serbest radikallerin aşırı yüklenmesi vücudumuzda geri döndürülemez hasarlara neden olabilir.

Oksidasyon süreci, insan vücudunda hücre zarları ile hücresel proteinler, lipidler ve DNA’ların içinde bulunduğu diğer yapılara hasar verir. Oksijen metabolize edildiğinde, “serbest radikaller” adı verilen kararsız moleküller oluşturur ve diğer moleküllerden elektronları çalarak DNA ve diğer hücrelere zarar verir. 

Peki, serbest radikallerin neden olduğu problemler neler?

Maddeler halinde sayacak olursak;

–        Göz merceğinde (lens) bozulma sonucu görme kaybı

–        Eklemlerde inflamasyon sonucu gelişen artrit

–        Beyindeki sinir hücrelerinde hasar (Parkinson ve Alzheimer Hastalığı)

–        Yaşlanma sürecinin hızlanması

–        Düşük dansiteli lipoproteinlerin (LDL) kalp damarlarına yapışmasını kolaylaştırdığı için koroner kalp hastalığı riskinde artış

–        Hücre DNA’sındaki hasara bağlı bazı kanserlerin tetiklenmesi

Serbest radikallerin neden olduğu bu zararları, onları bağlayarak ortadan kaldıran, böylece verdikleri hasarı azaltmaya çalışan ve özellikle bazı gıdalarda bulunan “Antioksidan” adını verdiğimiz maddelerin keşfi bu bakımdan çok önemliydi.

Antioksidan olarak tanımlanan bu maddeler; A, C ve E vitaminleri ve bakır, çinko ve selenyum gibi minerallerdir.

Yukarıda saydıklarımız yanında, bitkilerdeki fitokimyasallar (meyve ve sebzelerde bulunan, besin değeri olmayan karetenoid, flavonoid, allium, vb. bioaktif kimyasal maddelere verilen ortak isim) gibi diğer diyet gıda bileşiklerinin de antioksidan etkiye sahip olduğu gösterilmiştir. Bunlara örnek olarak da domateslerdeki likopenler ve yaban mersinindeki antosiyaninler sayılabilir.

Ayrıca fındık, kepekli tahıllar ile kümes hayvanları ve balık gibi etlerde de bol miktarda antioksidan bulunmaktadır.

Serbest radikallerin neden olduğu bu problemler ile savaşmak veya ortadan kaldırmak için belirtilen bitkisel ve hayvansal ürünleri tüketmenin ya da bunlardan elde edilen tablet formundaki ürünlerden kullanmanın son derece yararlı olduğu birçok bilimsel çalışmada gösterilmiştir.

Tabii bunu yaparken dikkat edilmesi gereken iki önemli nokta var;

Birincisi alınan miktarların kontrol edilmesi yani dozu. Zira gereğinden çok fazla alınan her madde de olduğu gibi antioksidanların da aşırısı vücuda zarar verebilir.

İkincisi ise bir doktor gözetiminde/bilgisi dâhilinde olması. Herhangi bir hastalığı olmayan ya da ilaç kullanmayan kişilerde herhangi bir sıkıntı yaratmasa da, özellikle ilaç kullanan kişilerde olası etkileşme potansiyeline her daim dikkat edilmesi gerekmektedir.

Sağlıklı bir gelecek için bilimin yolundan ve yanından ayrılmayın…


Sinan ÇAVUN
Farmakoloji Uzmanı Profesör Doktor – 21.03.2023

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

tr_TR